BÖLÜM 1: DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BEBEK DOSTU
GİRİŞİMİ
GİRİŞ
Bu oturumda bebek ve küçük çocuk beslenmesinde anne sütünün önemini, Emzirmenin Teşviki
ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’nın amacını, önemini, programın güncel durumunu
öğreneceksiniz.
Ayrıca bu derste ülkemizin emzirme ve bebek beslenmesi ile ilgili göstergelerinin durumu
hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Bu bilgiler hem bu kursa neden katıldığınızı daha iyi anlamanıza
yardımcı olacak hem de kurs sonrası klinik uygulamalarınıza yön verecektir.

  1. BEBEK VE KÜÇÜK ÇOCUK BESLENMESİNDE ANNE SÜTÜNÜN
    ÖNEMİ
    İnsan beyninin gelişimi döllenme ile başlamakta ve adölesan çağı boyunca devam etmektedir. Bu
    gelişim en hızlı yaşamın ilk birkaç yılında olmaktadır. Anne karnında başlayan ve doğumdan
    itibaren iki yaşın sonuna kadar devam eden süreç çocuklarda uygun fiziksel büyüme- gelişme ve
    yaşama sağlıklı başlangıç için “kritik pencere” dönemidir. Büyüme ve gelişmenin ideal şartlarda
    olabilmesi için bu dönemdeki beslenme çok önemlidir.
    Gebe ve bebeklerdeki beslenme yetersizliği küresel hastalık yükünün %10’undan fazlasını
    oluşturmaktadır. Yılda yaklaşık 1,5 milyon çocuk akut beslenme yetersizliği nedeni ile ölmektedir.
    2011 yılı rakamlarına göre dünya genelinde yaklaşık 165 milyon çocuk yetersiz gıda, vitamin ve
    mineralden fakir diyet, yetersiz bakım ve hastalıklar nedeniyle bodurdur. Dünya genelinde 5 yaş
    altı ölümlerin %20’sinin uygun beslenme müdahaleleri ile önlenebileceği tahmin edilmektedir.
    Emzirme, insanlar da dâhil olmak üzere tüm memeliler için biyolojik bir normdur. Emzirme;
    beslenme, sağlık, sağ kalım, ekonomik büyüme ve çevresel sürdürülebilirliğe ilişkin hedeflere
    ulaşılması bakımından hayati bir önem taşır. DSÖ ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu
    (UNICEF), emzirmeye doğumdan sonraki bir saat içerisinde başlanmasını, bebeğe ilk altı ayda
    sadece anne sütü verilmesini ve emzirmenin altı aydan sonra güvenli ve uygun besin takviyeleriyle
    iki yaş ve üzerine kadar sürdürülmesini tavsiye etmektedir.
    Anne-bebek ten temasını doğumdan hemen sonra başlatarak kesintisiz şekilde sürdürmek ve
    bebeği doğumu takip eden bir saat içinde emzirmek, başarılı emzirmenin sağlanmasının yanı sıra
    yenidoğanların ve çocukların hayatta kalması ve iyi bir gelişim göstermesi bakımından son derece
    önemlidir.
    Bebeklerin ilk altı boyunca yalnızca anne sütüyle beslenmesi, fiziksel ve nörolojik büyüme ve
    gelişim için ihtiyaç duydukları şefkat ile besin maddeleri ve enerjiyi almalarını sağlar. Emzirmeyi
    altı aydan sonraki dönemde de güvenli ve uygun besin takviyeleriyle birlikte sürdürmek bebeğin
    aç kalması, yeterli beslenememesi ve obezite gibi riskler karşısında gerekli olan enerji ve kaliteli
    besinlerin temin edilmesini sağlar. Anne sütüyle beslenmek, bebeklere gıda güvencesi sunar.
    2017 yılında yapılan bir meta-analiz çalışmasına göre, doğduktan 2-23 saat sonra emzirilmeye
    başlayan yenidoğanların doğumu takip eden 28 gün içinde ölme riski doğumdan sonraki bir saat
    içerisinde emzirilen bebeklere kıyasla %33 daha fazladır; bu oranın doğduktan 1 gün veya daha
    uzun bir süre sonra emzirilmeye başlayan yenidoğanlarda iki katından fazla olduğu görülmektedir.
    Yine 2016 yılında yapılan diğer bir çalışmada çıkan sonuç ise emzirmeye erken başlamanın
    sağladığı koruyucu faydaların, bebek altı aylık olana kadar devam etmekte olduğunu
    göstermektedir.
    9
    Çocuk ölümlerinin %45’inin altında yetersiz beslenme yatmaktadır.
    Buradan yetersiz
    beslenmenin tek başına ölüm nedeni olmasa da asıl hastalığın yanında eşlik eden bir durum olarak
    var olduğu ve bu sebeple durumu kötüleştirerek mortaliteye yol açtığı anlaşılmalıdır. Bu
    çalışmanın sonucuna göre sadece emzirme oranlarının arttırılmasıyla her yıl 820.000 çocuğun
    hayatının kurtarılabileceği tahmin edilmektedir.
    Bebek ve çocuklar kötü beslenmeye bağlı olarak mortalitede artışın yanısıra, büyüme ve gelişme
    geriliği, malnutrisyon, enfeksiyonlar ve kronik hastalıklarda artış gibi uzun vadeli başka sorunlarla
    da karşı karşıya kalmaktadırlar. Ayrıca çocuklarda obezitenin artışı da emzirmenin ideal şartlarda
    olmaması ile yakından ilişkilidir.
  2. BEBEK DOSTU HASTANE GİRİŞİMİ’NİN (BDHG) TARİHÇESİ
    DSÖ ve UNICEF, 1990 yılında gerçekleştirilen “Innocenti Deklarasyonu” ile emzirmenin
    korunması, teşvik edilmesi ve desteklenmesi konusunda dört hedef belirleyerek, BDHG’nin
    hayata geçirilmesinin temellerini atmıştır.
    Deklerasyonun Hedefleri;
  3. Ulusal bir emzirme koordinatörü seçilmesi ve farklı sektörler üzerinden yürüyen bir
    emzirme kampanyasını yönetecek bir komite kurulması gerektiği
  4. Hükümetlerin anne sütü yerine geçen ürünlerin pazarlanması ile ilgili uluslararası yasanın
    uygulanması yönünde harekete geçmesi
  5. Başarılı emzirmeye giden 10 Adım uygulamasının yaygınlaştırılması
  6. Kadınların emzirme hakkını koruma altına alacak yasalar çıkarılması
    Innocenti Bildirisi, 1991 yılında Dünya Sağlık Konseyi tarafından yürürlüğe girdi. Böylece bu
    kongrede yer almayan ülkeler tarafından bile tanınmak zorunda bırakıldı.
    Bebek Dostu Hastane İnisiyatifi ise Innocenti Deklarasyonu’nun imzalanmasının ardından, 1991
    yılında DSÖ ve UNICEF tarafından başlatılan küresel bir girişimdir.
    UNICEF Başkanı Jim Grant, 1991 yılında BDHG’ni başlattıklarını açıkladı. Bu da emzirme
    yönünde atılmış en önemli ve etkili adımlardan biri oldu. Emzirmeyi bütün ülkelerin sağlık
    politikalarının bir parçası haline getirdi
    UNICEF ilk kez, gelişmiş ülkeleri de dahil ederek bütün dünyadaki çocuklar adına bir talebi
    gerçekleştirmiş oldu.
    Program yaklaşık 156 ülkede yürütülmektedir ve 2007 yılı sonu itibariyle tüm dünyada yaklaşık
    20.000 hastane bebek dostu hastane unvanı almıştır. Programın temel hedefi Başarılı Emzirmede
    10 Adım prensipleri doğrultusunda sağlık hizmetleri içinde emzirmeyi standart hale getirerek
    bebeklerin hayata en iyi şekilde başlamasını sağlamaktır.
    Neredeyse dünyadaki tüm ülkelerde hayata geçirilmiş olan BDHG, her ülkede farklı başarı oranları
    yakalamıştır. Çeyrek asırlık bir süre geride kalırken, uygulamanın küresel düzeyde
    yaygınlaştırılması mümkün olmamıştır.
    2017 itibariyle, dünya genelinde yenidoğanların yalnızca %10’luk bir bölümü hâlihazırda “Bebek
    Dostu” unvanı taşıyan sağlık kurumlarında dünyaya gelmektedir.
    BDHG’nin uygulanması çoğunlukla alanında uzman bireyler ve dış kaynaklar gerektirdiği için,
    ülkeler bu programı sürdürmekte zorlanmaktadır.
    Bebek ve küçük çocuk beslenmesinde DSÖ/UNICEF küresel stratejisi
    Dünya Sağlık Asamblesi ve UNICEF 2002 yılında ‘Bebek ve Küçük Çocuk Beslenmesi Küresel
    Stratejisi’ni onaylamıştır.
    10
    Küresel Strateji;
     Uygun beslenme ile bebek/çocukların büyüme-gelişme, sağlıklı olma ve hayatta kalma
    şanslarını arttırmak,
     İlk 6 ay sadece anne sütü ve sonrasında zamanında, yeterli, güvenli ve uygun tamamlayıcı
    beslenme ile birlikte anne sütünün 2 yaş ve ötesinde devam ettirilmesi ve
     Aynı zamanda anne beslenmesi, sosyal destek ve toplum desteğini savunmaktır.
    Emzirmede küresel hedef ise; 2025’te ilk 6 ayda anne sütü verme oranını tüm dünyada en az
    %50’ye yükseltmektir. Halen dünya genelinde ilk 6 ay sadece anne sütü alabilen bebek oranı
    %38’dir.
  7. ÜLKEMİZDE EMZİRMENİN TEŞVİKİ VE BEBEK DOSTU SAĞLIK
    KURULUŞLARI PROGRAMI’NIN AMAÇ VE HEDEFLERİ
    Program ülkemizde de 1991 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı önderliğinde ‘Anne Sütünün
    Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’ olarak sürdürülmektedir.
    BDHG’nin temel amacı, anne ve yenidoğan sağlığı hizmetleri sunan kuruluşlara gelmeden önce
    ve bu kurumlarda kaldıkları süre boyunca anne ve yenidoğan bebeklere yönelik bakım
    hizmetlerinin gereken şekilde ve zamanda sunulmasının sağlanması ve yenidoğanların sağlık ve
    gelişim gereksinimleri ışığında en uygun beslenme yönteminin belirlenmesidir. BDHG aynı
    zamanda, emzirme yoluyla anne sütü almayan yenidoğanların en uygun şekilde ve müddette
    beslenmesi ve bakımının sağlanmasını temin eder.
    DSÖ önerileri çerçevesinde programın amaçları:
  1. PROGRAM BİLEŞENLERİ VE GÜNCEL DURUM
    Ülkemizde de dünyadaki bu gelişmeleri takiben 1991 yılında Sağlık Bakanlığı ve UNICEF
    işbirliği ile Bebek Dostu Hastaneler Programı başlatılmıştır. Sonraki yıllarda program giderek ülke
    çapında yaygın hale gelmiş ve 2000’li yıllarda Programın kapsamı genişlemiş ve adı ‘Emzirmenin
    Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’ olarak güncellenmiştir.
    Program;
  1. ÜLKEMİZİN EMZİRME GÖSTERGELERİ AÇISINDAN GÜNCEL
    DURUMU
    Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması (TNSA) verilerine göre 5 yaş altı çocukların yıllara göre
    beslenme durumundaki değişimler görülmektedir. Şekil 1.2’de Yaşa göre boy, boya göre ağırlık,
    yaşa göre ağırlık parametrelerinde hem -3 SD ve -2 SD altında kalan yüzdenin giderek azaldığı
    göze çarpmaktadır. Bodurluk (kronik malnutrisyon) göstergesi olan yaşa göre boyun ise yıllara
    göre azalmakla birlikte halen 5 yaş altı çocuklarda bodurluğun % 9,5 olması dikkat çekicidir.
    1993
    20.0
    18.0
    16.0
    14.0
    12.0
    %
    10.0
    8.0
    6.0
    4.0
    18.9
    16.0
    12.2
    10.3
    9.5
    5.9
    6.1
    1998 2003 2008 2013
    3.6
    3.2
    2.0
    0.0
    <-2 SD
    3.2
    9.5
    8.3
    3.9
    3.0
    < -3 SD
    Yaşa göre boy
    2.8
    1.9
    0.7
    1.7
    0.9
    <-2 SD
    0.4
    0.4
    0.3
    0.3
    < -3 SD
    Boya göre ağırlık
    0.4
    <-2 SD
    1.9
    1.8
    1.4
    0.6
    0.3
    < -3 SD
    Yaşa göre ağırlık
    0.4
    Şekil 1.2. Beş yaş altı çocuklarda yetersiz beslenme durumunun üç antropometrik endekse göre
    görülme sıklıkları
    Şekil 1.3’ de yer alan grafikte TNSA verileri kullanılarak yıllara göre ortalama ve ortanca emzirme
    sürelerinin giderek arttığı görülmektedir.
    14
    Ortalama emzirme süresi
    20.0
    15.0
    10.0
    5.0
    0.0
    14.9
    13.3
    12.0
    13.7
    12.0
    Ortanca emzirme süresi
    16.0
    16.0
    16.9
    16.5
    14.0
    1993
    1998
    2003
    2008
    2013
    Şekil 1.3. Türkiye’de Ortanca ve ortalama emzirme süreleri, ay
    Tablo 1.1’de ise TNSA verileri kullanılarak yıllara göre emzirme ile ilgili önemli göstergeler toplu
    olarak gösterilmiştir. Birinci sütun bir süre emzirilen bebek yüzdesi gösterilmektedir. 1993-2013
    yılları arasında bir süre emzirilen bebek yüzdesinin değişmez bir şekilde yüksek olduğu
    görülmektedir ve bu toplumumuzda emzirme geleneğinin yerleşik olduğunu göstermektedir.
    Tablo 1.1
  2. sütunda yer alan ilk 1 saat içinde emzirme yüzdesi 1998 ve 2003 yıllarında artış gösterirken,
    2008 ve 2013 yıllarında bu yüzdenin düştüğü görülmektedir. Bu düşüşün büyük oranda son
    yıllarda giderek artan sezaryen doğum oranlarına bağlı olduğu düşünülmektedir.
  3. ve 4. sütunlarda yer alan ilk 6 ay sadece anne sütü verme yüzdelerinin ise yıllara göre giderek
    artmakta olduğu ancak 2013 TNSA’da bu yüzdenin düştüğü görülmektedir. 5. Sütundaki 1 yaşında
    halen emzirilen bebek yüzdesinin ise giderek arttığı görülmektedir.
    Şekil 1.4’te yer alan grafikte 2013 TNSA sonuçlarına göre 6 aydan küçük ve 6-9 aylık bebeklerde
    anne sütü ve ek gıda durumu gösterilmektedir.
    15
    Şekil 1.4. Türkiye’de ilk altı ayda ve 6-9. aylarda bebeklerin emzirilme, ek gıda alma ve biberon
    kullanım durumları, TNSA-2013
    Tablo 1.2’de yer alan verilere bakıldığında TNSA-2013 sonuçları bebeklerin yüzde 58’inin
    yaşamın ilk iki ayında sadece anne sütü ile beslendiğini göstermektedir. Fakat bu yüzde çocuğun
    ayı ile birlikte hızla azalmakta, 4-5 aylık bebeklerde yüzde 10’a kadar gerilemektedir.
    AY
    0-1
    2-3
    4-5
    6-7
    EMZİLMEYEN
    7,3
    6,0
    10,6
    17,2
    SADECE ANNE SÜTÜ
    57,9
    35,4
    9,5
    4,7
    ANNE SÜTÜ VE SU
    9,5
    26,6
    26,1
    9,7
    Tablo 1.2. Türkiye’de ilk altı ayda emzirilme durumunda değişim, TNSA-2013
    Emzirme Türkiye’de yaygın olmasına rağmen, çocuklarda ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme
    TNSA-2008’de %42 iken, TNSA 2013’te yüzde 30’a düşmüştür;
    Bu tablolara bakıldığında sonuç olarak sadece anne sütüyle beslenmenin önerildiği gibi yaygın
    olarak uygulanmadığı ortaya çıkmaktadır.
    Sonuç olarak 6 aydan küçük bebeklerde sadece anne sütü verme oranının düşük olmasının
    nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir